Hoşgeldin, ziyaretçi! [ Giriş Yap

escort escort escort escort
escort escort escort escort

 

Kendimi alt kat komşumuza siktirdim

  • Liste: 6 Şubat 2018 23:09
  • Bitiş Tarihi: Bu ilanın süresi bitti

Açıklama

Merhaba sex hikayeleri sitesi ziyaretçileri Şerife’nin kocası Cevat’ın gelmesi en çok beni sevindirmişti. Bir hafta boyunca karısını sikecekti ve ben de buna kulak misafiri olacaktım. Ertesi gün akşam olsun deyip duruyordum sürekli. Akşam eve gittim, kendime yiyecek bir şeyler hazırlarken kapım çalındı. Açınca karşımda tanımadığım bir adamı gördüm. Uzun boylu, iri yarı bir adamdı. Yüzünde siyah, geniş bir sakalı vardı. En fazla 35 yaşında gösteriyordu.

 

Bana selam verdikten sonra, “Kusura bakma komşum, rahatsız ettim ama ben senin altında oturuyorum. Senden bir isteğim var…” dedi. Demek ki Remziye’nin kocası buydu. Remziye iriyarı bir kadındı, ama bu adam ondan da iriydi. Rahat 1.90-1.95 boyundaydı ve 100 kilodan daha fazla olduğu kesindi. Remziye gibi iri kıyım bir kadını da anca böyle bir erkek siker dedim kendi kendime. Adam karşımda ayakta dururken o kısa zamanda aklımdan bunlar geçti. Adam, “Bizim küçük oğlan rahatsız biraz, sen bir baksan, doktor çıkacakmışsın, sen de anlarsın herhalde?” dedi. Ona, “Hay hay, ne demek!” dedim. Koltuğun üstündeki çantamı aldım, kapıyı kapatıp adamla birlikte indim aşağı.

 

Kapıyı 10 yaşlarında bir kız açtı. Adamla birlikte içeri girdik. Mutfağın kapısında Remziye’yi gördüm. Gene siyah çarşafının içindeydi, gözleri görünüyordu sadece. Yabancı bir erkek eve gelecek diye çarşafın giymişti sanırım. Salonda 50-55 yaşlarında kapalı bir kadın oturuyordu ayrıca. Demek adamın annesi de buydu. Kadın bana, “Hoş geldin evladım!” diyerek öpmem için elini uzattı. Ben de öpüp başıma koydum. O ara kadının yüzüne baktım. Yaşına rağmen güzel bir kadındı. Kadın 5-6 yaşlarında bir çocuğun başucundaydı. Çocuk ter içinde yatıyordu.

 

Artık ben de neyin ne olduğunu biliyordum. Çocuğun durumuyla ilgili birkaç soru sordum, ama adam cevap veremedi. O zaman, “Remziye gel buraya, Remziye!” diye seslendi içeri. Remziye mutfaktan çıktı, çekingen davranıyordu. Aynı soruları bir de Remziye’ye sordum. Remziye tek tek cevap verdi bana. Çocuğun sırtını, karnını, göğsünü, anne ve babasının sikişmelerini dinlediğim Stetoskobumla dinledim. Ciğerlerini üşütmüştü çocuk. İlaç kullanması gerektiğini söyledim. Bir kâğıda yazdım ilacı ve nasıl kullanılacağını anlattım. Adam teşekkürler ediyordu sürekli. Karısına dönüp, “Orda durma öyle, çay koysana!” dediğinde Remziye mutfağa geri döndü. Bu arada adam, “Ya kusura bakma, benim adım Davut, söylemeyi unuttum herhalde!” dedi. Davut’la böylece tanışmış oldum. Toplam 3 çocukları vardı. En büyükleri 13-14 yaşlarında bir erkekti. Davut ilaç yazdığım kâğıdı oğluna uzatıp, “Al şunu, şu parayı da al, yukarıdaki Eczane açıksa oradan al da gel!” diyerek çocuğu gönderdi.

 

Remziye az sonra bize çaylarımızı getirdi. Davut bana, “Açsan yemek yiyelim, sen acıkmışsındır, sofra hazırlasın hanım!” dedi. Ben ne kadar, “Yok, gerek yok!” desem de, Remziye kocasından emri almıştı bir kere. On dakika içinde önümdeki sehpaya bir tabak nohutla pilavı koymuştu. O sırada oğlu da elinde ilaçla gelmişti. Yemezsem ayıp olacaktı. Güzel de yapmıştı Remziye, afiyetle yedim. Ben yemeğimi yerken Remziye’nin mutfağın kapısının önünde durmuş bana baktığını gördüm. Saat 22:00’ye gelirken müsaade isteyerek kalktım. Davut beni uğurlarken yine teşekkürler ediyordu. İki iri yarı insanın sikişmelerine şahit olmuştum Cumartesi gecesi. İkisi de fil gibiydi. O haliyle Davut kim bilir nasıl sikiyordu Remziye’yi.

 

Saat gece yarısına gelirken alt katımdaki sesler azaldı. Üst kattan ise halen Televizyon sesi geliyordu. İlk önce Bekir ve Sabriye’yi dinledim. Ama bu gece onlardan bana hayır yoktu. Bekir’in horlamalarının sesini alıyordum kulaklarımda. O zaman yatak odama döndüm ve yere uzandım, Stetoskobu odanın tabanına yerleştirip aşağıdan gelecek seslere kulak kesildim. Davut ve Remziye benden bahsediyorlardı. Davut, “Çok iyi çocukmuş bu Bayram, çok da bilgili. Bir bakışta anladı ne olduğunu!” dediğinde, Remziye, “Sabriye ablanın kızına da ders veriyormuş, o bu sene üniversite sınavlarına girecekmiş ya!” dedi. Davut, “Ulan biz okuyamadık amına koyayım, okusaydık biz de böyle olurduk!” dediğinde, Remziye, “Aman bir sen eksiktin!” dedi kocasına.

 

Az sonra Remziye yatağa girdi, yataktan derin gıcırdamalar geldi çünkü. Ağırlığıyla yatağı eziyordu sanki. Davut’un, “Yavaş ol lan!” dediğini duydum. Sonra bir süre sessizlik oldu. Üst katımdakiler henüz yatmamışken, Remziye ve Davut sikişmeye başlamışlardı bile. Önce üst üste birkaç kez şiddetli ‘Şlop, şlop, şlop!’ sesleri geldi. Bunun ardından yatağın gıcırdamaları başladı. Yatak ağır ağır gıcırdıyordu, ikisinin toplam ağırlığı 200 kilodan fazlaydı ve yatağın altının yere vurma seslerinin gelmesi de gecikmedi. Remziye’nin, “Ayy, ahhh, ımmm, uhhh, çok güzel, ohhh, çok güzel…” sözlerine, Davut’tan, “Güzel mi ha, amını siktiğim, güzel mi, ohhh, güzel mi?” sözleri karışıyordu.

Birkaç kez de yatak başının duvara vurma sesleri geldi, ardından yatağın gıcırdamaları azaldı. Davut o ara dayanamamış ve karısının amına şiddetle pompalamıştı anlaşılan. Yatağın gıcırdamaları hiç azalmadan devam ediyor, türbanlı Remziye de derinden ve sürekli inliyordu. Kocasının (Öküz gibi durma!) sözünden sonra anlaşılan kendini kocasına beğendirmeye çalışıyordu. Bir süre sonra, “Böyle istediğim gibi olmuyor!” dedi Davut. Karısının amından çıktığını anladım. Remziye, “Ne oldu, geldin mi yoksa?” dediğinde, “Yok yok, kalk hadi, böyle istemiyorum, bir de ayakta yapalım!” dedi.

Artık sesler beynimin içinde yankılanır haldeydi. Az sonra Remziye’den, “Uhhh, ayy, Davut, ahhh!” sesleri gelmeye başlamışken, Davut’un karısını domaltarak ayakta siktiğini anladım. Ama anlaşılan Davut bu işi çok gürültü olmadan yapmaya çalışıyordu. Şimdi sadece Remziye inliyordu. Ama birkaç sefer Davut gene kendini kaybetti ve adeta kulak zarımı delecekmiş gibi şiddetli ‘Şlop, şlop, şlop!’ sesleri geldi Remziye’nin götünün yanaklarından. Remziye, “Ayy, yavaş, ahhh, çocuklar kalkacak, yavaş!” dese de, Davut, “Boş ver, kalksınlar…” dedi. Anlaşılan Davut kendini fazla kaptırmıştı sikişe.

Karısının koca göt yanaklarının deli gibi löpürdediğini tahmin edebiliyordum. Bazen azalır gibi olsa da ‘Şlop, şlop, şlop!’ sesleri gelmeye devam ediyordu halen. O zaman Remziye, “Yavaş, çocuklar kalkacak!” dedi yeniden. Davut, “Tamam lan tamam, geç yatağa!” dedi kızgın halde. Az sonra yatak ağır ağır gıcırdamaya başlamıştı. Ama sırtüstü uzanmadığını muhtemelen yatağın üzerinde dörtayak üstüne domaldığını anladım Remziye’nin. Çünkü ‘Şlop, şlop, şlop!’ sesleri yeniden gelmeye başlamıştı.

Her ikisinden de, “Ihhh, ahhh, ohhh!” sesleri birlikte geliyor, yatağın gıcırdamaları da arttıkça artıyordu. Kaç dakikadır sikiştiklerini unutmuştum. İkisi de iri vücutlarına oranla iyi sikişiyordu doğrusu. Ama sonunda Davut’dan, “Aohhh, ohhh, Remziyem, ohhh, Remziyem!” sesleri gelmeye başladı. “Ahhh, ıhhh, ımmm!” derken Davut’un boşaldığını anladım. Remziye’den ise ses yoktu. Bir süre sessiz kaldılar. Ardından yatağın gıcırdamaları yeniden geldi. Remziye, “Ben banyo yapacağım!” dediğinde, Davut, “Tamam, ben de geliyorum!” dedi. Bir dakika kadar sonra yatak odasının kapısı açıldı. Ben de hemen banyoya koştum, diyaframı banyonun tabanına yerleştirip dinlemeye başladım. Aşağıdan önce sağlam bir osuruk, sonra da işeme sesi geldi. Az sonra da sifon çekildi. Bunun ardından duş kabininin açılıp kapanması ve suyun akmaya başlamasının sesleri geldi. Suyun sesi kulağımın içinde yankılanırken banyo kapısı açılıp kapandı, Davut da karısının yanında yerini alıp yıkanmaya başladı. İkisi de cenabet olmamak için gecenin bu saatinde yıkanıyordu. Onlar yıkanırken dinlemeyi bıraktım, bu kez de Remziye’yi düşünerek 31 çekmeye başladım.

3 komşu kadını da düşünerek 31 çeker olmuştum artık. Gözümün önünde Remziye’nin kocasıyla yaptığı sikiş vardı. Davut onu hayvan gibi sikerken, ben de elim yarağımda izliyordum onları. Sarsıla sarsıla boşaldım. Döllerim banyonun zeminine akmıştı yine. Aşağıdakiler anlamasın diyerek temizleme işini sabaha bıraktım ve yatak odama döndüm. Acaba yukarıdakiler ne yapıyordu? Sessizce kulak kabarttığımda, bu gece için yukarda bir hareket olmadığını anladım. O zaman ben de girdim yatağa ve uykuya daldım. Burası bir aile apartmanıydı, ama çatır çatır sikişler yaşanıyordu. Ben de bunları Stetoskobum yardımıyla dinliyordum. Bir şeyin de o zaman farkına vardım. Demek ki amcam da burada oturduğu zamanlarda yengemle sikişirken, alt kata, üst kata sesler gidiyordu. Kim bilir kaç gece alt ve üst komşularının sikişmelerine onlar da şahit olmuştu. Ben bu eve taşınmadan evvel amcam henüz otururken birkaç sefer gelmiştim, ama gece yatıya kalmamıştım. Amcamın bunu istemediğini anlıyordum çünkü. Belki de sebebi buydu. Ben olduğum zamanlarda yengemle istediği gibi sikişemeyecekti.

Artık sürekli komşularımı dinler olmuştum. Bazen kendi aralarındaki tartışmalara bile kulak kabarttığım olurdu. Garip bir haz alıyordum bundan. Cevat ve Şerife’den umutluydum, ama ilk geceden sonra onlardan bir hareket gelmedi hiç. Belki de gündüzleri sikişiyorlardı. Eğer kızları evde olmuyorsa muhtemelen öyledir dedim kendi kendime. Sonuçta Cevat izinliydi ve gündüzleri de evdeydi. Eğer, bir yere gitmiyorsa tabii. Bir akşam kapım çaldı. Anahtar deliğinden baktım, Şerife’nin kızı Ayşe’ydi. Sabriye’nin evinde görmüştüm onu. Kapıyı açtım, “Şeyy, kusura bakmayın rahatsız ettim, bu akşam bizde yemek var da, babam sizi de çağırıyor!” dedi. “Tabii, olur, gelirim, teşekkür ederim!” dedim. Kısa bir süre sessiz kaldık ikimiz de. Ben cevabımı vermiştim, ama Ayşe yine de sanki benim bir şey söylememi bekledi o kısa sessizlikte. Mavi, dar bir kot pantolonla V yakalı pembe bir bluz giymişti. Beyaz koynu görünüyordu. O zaman ben, “Okul nasıl gidiyor?” diye sordum. Bir konu açmıştım konuşmak için. Ayşe’nin yüzünde sevinç ifadesi belirdi bir an. “İyi, nasıl olsun, ama bazı konuları anlayamıyorum, matematiğim zayıf. Hem iş hem okul zor oluyor!” dedi. “Nerde çalışıyorsun, bölümün neydi?” diye sordum bu kez. “Ya işte öyle zamanım boşa gitmesin diye ufak bir giyim mağazasında çalışıyorum. İşletme okuyorum, ama matematik de görüyoruz…” dediğinde, “İstersen yardımcı olurum!” dedim.

Ayşe sanki benim bunu söylememi bekliyor gibiydi. “Sahi mi, çok iyi olur!” dedi. Sonra cep telefonunun saatine bakıp, “Şey, ben gideyim, daha diğerlerine de haber vereceğim!” dedi. “Tamam, görüşürüz!” dediğimde, gülümseyerek, “Görüşürüz!” dedi. O anda da karşı dairenin kapısı açıldı ve kapıda Şeyma göründü. Uzun bir kot etekle uzun bir tunik giymişti. Başında da beyaz bir şal vardı. Bir Ayşe’ye bir bana baktı dikkatle. O ara Ayşe tekrar bana dönüp, “Görüşürüz!” dedi, ben de gülümseyerek kapadım kapıyı. Bu kızın da bana karşı boş olmadığını anladım. Ama merak etmiştim. Demek ki biz konuşurken Şeyma bizi duymuştu ve o nedenle kapıyı açmıştı. Anahtar deliğinden baktım. Geçen gün yanımda yanak yanağa öpüşen iki kızın birbirlerine soğuk davrandıklarını gördüm, şaşırdım. Acaba dedim kendi kendime, yoksa benim yüzümden mi araları böyle soğuk bunların? Bunu zamanla öğrenecektim.

Ayşe’nin dediği saatte çıktım yukarı. Ev kalabalıktı. Cevat yeniden Irak’a döneceği için bütün komşularına bir yemek veriyordu. Evin haline bakılırsa maddi yönden sorunu olmadığı anlaşılıyordu. Kadınlar bir odada oturuyor, erkeklerse salonda oturuyordu. Cevat, Bekir ve Davut’dan ayrı olarak 3 erkek daha vardı. Biri genç, diğer ikisi ise Ellili yaşlarında vardı. Sanırım bu yaşlıca olanlar bina girişinde otururken gördüğüm kadınların kocalarıydı. Ama bu genç olanı tanımıyordum. Genç olanın adının Nazmi, diğerlerinin ise Mehmet ve Mustafa olduğunu öğrendim sonra. Cevat bana karşı çok sıcak ve nazik davranıyordu. 45 yaşlarında, orta boylu, bıyıklı, tipik biriydi. Diğerleri de karşılarında bir doktor adayı olduğundan aynı şekilde yaklaşıyorlardı bana. Davut çocuğunu iyileştirdiğimi söylerken, Bekir kızının derslerinin düzeldiğini söylüyordu. Oysa sadece bir kere o da yarım yamalak ders çalışmıştım kızıyla.

Salonun ortasındaki masayı Cevat’ın iki kızı ve Şerife hazırlamaya başladılar. Şerife geçen günkü görünümünden uzaktı. Uzun ve bol bir kahverengi etek giymiş, başını büyük bir türbanla bağlamıştı. Dikkat ettiğimde tırnaklarındaki kırmızı ojenin gittiğini ve tırnaklarının kesildiğini gördüm. Demek ki kocası evde olmadığı zamanlarda o şekilde süslü püslü dolaşıyordu sadece. Geçen gece kocasının onu amından ve götünden siktiğine kulaklarımla şahit olmuştum. Ama sonrası gelmemişti. Kadının bu haline bakıp onun kocasıyla götten sikiştiğine inanmak çok zordu. Küçük kızı da, Şeyma gibi Lise sona gidiyormuş, o da annesine benziyordu. O ara içerden bir kadın çıktı. En fazla 30 yaşında gösteriyordu. O da türbanlıydı ama oldukça süslenip püslenmişti. Üzerinde dizlerinin az altına gelen parlak gri kumaşlı bir etekle, beyaz bir gömlek vardı. Dar gelen gömlek iri memelerini iyice ortaya çıkarmıştı. Etek de aynı şekilde dardı ve koca götü çıkıntı yapmıştı. İnce siyah çoraplı bacakları görünüyordu eteğin altından. Gözlerine mavi bir boya sürmüştü. Bariz bir şiveyle, “Abla hazır mı her şey?” diye sordu Şerife’ye. Şerife de, “Hazır, hazır, sen geç içeri!” dedi kadına. Galiba Nazmi’nin karısıydı bu kadın. O anda kısa bir süre baktı bana. Beni ilk defa görüyordu. Tabii ben de onu ilk kez görüyordum. Diğer kadınlar ise odadan hiç çıkmadıkları için onları göremedim.

Nazmi, Şerife’nin üst katında oturuyordu. Mehmet ise Bekir’in üst katındaydı. Mustafa da, Mehmet’in üstündeki dairede yaşıyordu. Bütün bina sakinleri o akşam orada toplanmıştık. Nazmi, “Ben hanımla aynı işyerinde çalışıyorum, onun için gündüzleri pek evde olmuyoruz!” dedi. Mehmet, “Ben de yeni emekli oldum, evde oturunca hanım kızıyor!” dedi gülerek. Mustafa ise Cevat gibi inşaatçıydı. Bir alışveriş merkezi inşaatında çalıştığını söyledi. Bina girişinde gördüğüm ve üst kata çıkan kadınlar onların karılarıydı. İlginç tarafı, Mehmet ve Mustafa kardeşti, karıları da onlar gibi kardeşti. İki erkek kardeş, iki kız kardeş ile evlenmiş, birbirlerine bacanak olmuşlardı aynı zamanda.

Yemeğimizi yedik, ardından Ayşe bize çay getirip götürdü. Servis esnasında o bana bakmasa da, ben bakıyordum ufak ufak, tabii yanımda babası olduğunu da bilerek. Adamların hepsi de hoş sohbet insanlardı, ama Cevat yurtdışında bulunduğundan mıdır nedir, fırlamanın birine benziyordu. Amcamı hepsi çok seviyordu. O nedenle bana karşı davranışları da o şekildeydi. Ama yine de ölçülü olduklarını seziyordum. Sonuçta ben bekâr bir erkektim.

Geç bir saate kadar kaldım orada. Ardından onlar oturmaya devam ederken ben müsaade isteyip kalktım. Çünkü sıkılmıştım artık ve hiçbiri ben kalkmadan kalkacak gibi görünmüyordu. Benden birkaç dakika sonra üst katın kapısının açıldığını ve konukların evden ayrılışını duydum. Uykum gelmişti. Yatağa girdim ama bu sefer de uyku tutmadı. Saat 01:00 olmuştu nerdeyse. Kalkıp Bekir ve Sabriye’yi dinlemeye başladım. Aralarında konuşuyorlardı, pek duyamıyordum. Bununla birlikte yatağın gıcırdamaları gelmeye başladı. İkisinden de ses çıkmıyor ama yatak gacır gucur sesler çıkartıyordu. Derken Bekir’den, “Ohhh, ımmm, Sabriyem, ohhh!” diye diye inlemeler gelmeye başladı. Sabriye ise sessiz kalmıştı. Gıcırdamalar arttıkça Bekir’in inlemeleri de aynı şekilde artıyordu. Birkaç sefer üst üste ‘Şlop, şlop, şlop!’ sesleri geldiğindeyse, nerdeyse o halde boşalacaktım.

Bir elim Stetoskobun diyaframını tutarken, diğeriyle yarağımı okşuyordum. Az sonra Sabriye’den de sesler gelmeye başladı. “Ahhh, ahhh, ayy, Bekir, ayy, ımmm, Bekir, ohhh!” diyerekten Sabriye’nin boşaldığını anladım. Şu anda kocasının altındaydı. Kocası amını sikerken onun koca memelerinin kocasının göğsü altında yassılaştığını, deli gibi sallandığını tahmin ediyordum.

Sabriye boşalmıştı, sıra Bekir’deydi. O ara yatak daha fazla gıcırdadı, kısa bir sessizliğin ardından yeniden ama eskisinden daha güçlü şekilde başladı gıcırdamaya. ‘Şlop, şlop, şlop!’ sesleri de peş peşe gelmeye başladı. Yatak deli gibi sesler eşliğinde yaylanıyor, sallanıyordu, birkaç kez yere vurdu yatak o şiddetle; elim yarağımda olduğu halde mutfakta duruyordum. Bekir’in inlemeleri böğürtülere dönüştü. Yatak daha hızlı başladı yaylanmaya. Derken Bekir’in, “Ahhh, ımmm, ohhh, Sabriyem, ohhh!” sesleri arasında boşaldığını anladım. Yatağın gıcırdaması bir süre daha devam etti. Ardından sesler kesildi. Bir dakika kadar sonra Sabriye, “Hiç kalkasım yok şimdi, sabah sen işe gittikten sonra yıkanırım ben!” dedi. Bekir de, “Benim de öyle, zaten bütün gün deli gibi yoruldum. Sabah yıkanırım!” dedi. Kendi aralarında konuşmaya devam ettiler bir süre. Bekir’in, “Zevk aldın mı aşkım?” sorusuna Sabriye, “Hımm, aldım!” diyerek ve kıkırdayarak cevap verdi.

Ben bunları böyle dinlerken acaba onların hemen yanındaki odada yatan Şeyma bir şey duymuyor muydu? Kocaman kızdı artık ve neyin ne olduğunu biliyordu. Anne ve babasının geceleri yan odada çatır çatır sikiştiklerini duymaması imkânsızdı. Binanın zayıf oluşu, gizli kalması gereken mahrem sırları bu şekilde açığa vuruyordu. Banyoya girip 31 çekecektim, ama öncesinde odama girdim. Acaba altımdan veya üstümden de sesler geliyor muydu? Önce alt katı dinledim, ama karı koca ikisinin de iri cüsselerinden çıkan horlama seslerini duydum yalnızca.

O zaman yatağın üzerine çıktım ve diyaframı tavana dayadım. Üst katımdan da yatak gıcırtıları geliyordu. Evet, Cevat ve Şerife sikişiyordu yeniden. Binamız sikiş konusunda oldukça bereketliydi. Karı koca ikisinden de ses gelmiyordu, ama yatak devamlı gıcırdıyor, yaylanıyordu. Ara sıra yatağın yere vurma sesleri geliyor, ama hemen ardından eskisi gibi gıcırdamaya devam ediyordu. Bir süre bu şekilde devam ettiler. Ama az sonra Cevat’dan, “Ohhh, ohhh…” sesleri gelmeye başladı. Cevat boşalmıştı, ama Şerife boşalmış mıydı?Bir süre daha devam etti yatağın sesleri. O sırada Şerife’nin kocasına, “Boşaldın mı?” diye sormasını işittim. Cevat, “Evet!” dedi önce, hemen ardından, “Sen boşalmadın mı?” diye sordu. Şerife’nin bu soruya hayır anlamında, “Cıkk!” diye yanıt verdiğini duydum. Kocası boşalmış, ama o boşalmamıştı. Çok merak ediyordum. Benim gibi kocası da merak ediyor olmalıydı ki, “Niye?” diye sordu Cevat.

Şerife, “Canım istemiyor benim, sen istiyorsun diye yapıyorum. Bana insan gibi davranmıyorsun. Kaç zamandır yoksun. Bir haftalığına geliyorsun, beni sikip sikip gidiyorsun. Başkabir şey yapmıyoruz. 3 yıldır böyle. Kendimi boşlukta, yalnız hissediyorum. Bu evin içine hapsoldum. Kızlarım da olmasa ne yapacağımı bilmiyorum!” dedi. Cevat’ın, “Ulan ne istiyorsun, ben yokken yalnız kalma diye sana Vibratör aldım, hem de en iyisinden, o kadar para verdim!” dediğinde şok oldum. Demek ki Şerife sessiz geçen gecelerinde bir vibratörle kendini sikiyordu. Diğer taraftan tahmin ettiğim gibi gündüzleri sikişmişlerdi, kızları evde yokken. Bu söz üzerine Şerife, “Ben yarak değil, bir dost, bir arkadaş istiyorum!” dedi. Cevat ise, “Siktir lan, sen daha ne istediğini bilmiyorsun. Ben yatıyorum, sen de yat zıbar!” dedi karısına. Az sonra sesler tamamen kesildi. Artık dayanacak halde değildim, banyoya girdim ve ayaküstü 31 çektim.

Yanımdaki, altımdaki ve üstümdeki komşularım çatır çatır sikişiyor, ama ben 31 çekmekle yetiniyordum. Üstelik bunlar benim bildiklerimdi. Kim bilir diğer üç dairede de ne sikişler yaşanıyordu. O anda şu kadınların biriyle bile sikişmek için neler vermezdim…

 

Anahtar: komşularla seks hikayeleri, komşuların sex hikayeleri, komşular ile sex itirafları, grup sex hikayeleri,

Cep telefonum, Arayin konusalim
0553 122 07 76
Listing ID: 915a7a068b92885

Report problem

Processing your request, Please wait....

Bir Yorum a/e “Kendimi alt kat komşumuza siktirdim”

  1. Yanlızım Sexe ihtiyacım var istanbuldan benı ara

Yorum Yaz

Yorum yapmak için giriş yapın.